İETT Nostaljik Tramvay
Hüseyin Rahmi Gürpınar

 Hüseyin Rahmi Gürpınar

 
Hüseyin Rahmi Gürpınar Şıpsevdi adlı romanında atlı tramvaylardan şöyle söz etmekteydi:  
 
“Arabacı üç beş dostuyla bir iki söz edip birkaç sinek yutuncaya kadar, hareket etme nöbeti gelir. O kirli kahvenin içilme süresi, bu adam için, tramvay ispirliği gibi kuvvet tüketen bir işin bitmez tükenmez seferleri arasında nasıl gönül okşayıcı bir ara meydana getirir, bilseniz!Zavallı ayağa kalkar, dirseklerini kırıp kollarını uzatarak bir-iki gerinir. O kısa dinlenme ve acı kahveyle yeni bir seferin güçlüklerine göğüs gerebilmek için gerekli kuvveti kazanır. Ağır, bir bakıma gururlu adımlarla yürür, kendi yerine çıkar. Boynundaki borusunu düzeltir. Kırbacını yoklar. Terbiyeleri eline alır. Kulağı kondüktörün çalacağı düdüktedir. O koca oda kadar araba, öndeki dört hayvanın gayreti, o adamın himmetli kırbaçlarıyla, o yokuşları çıkıp inecektir. Bu beş yaratık, birbirleriyle öylesine kaynaşmıştır ki, aralarında özel sesler ve işaretlerden yapılma bir çeşit dil oluşmuştur. Gereğinde kamçının o şakırtılı ucu, sanatlı ve etkili cümleler söyler. Dikkat edilse, hayvanların da tıpkı arabacı gibi, hareket için öttürülecek düdük sesini bekleyerek kulak kabarttıkları görülür. 
Düdük ötünce, beşi birden, gayretle göreve girişirler. Geçim derdi o adamı bu hayvanların gördüğü işin başına geçirmiş. Biri sürecek, ötekiler çekecekler. Kaderin hikmeti, bunları işte ortak etmiş, İspir, yaşamak, belki birkaç çocuğunu da yaşatmak için, kırbacı eline almış, o esirliğe mahkûm hayvanları yürütüyor. Ekmek parası sağlamaya çalışıyor. 
Düdük ötünce bunun yürümeyi emrettiğini, beşi de biliyorlar. Ama beygirler, gezgin bir eve benzeyen o koca arabayı akşama kadar belli bir yere niçin getirip götürdüklerini biliyorlar mı? Bu hayvanları bırakalım da kendimizi düşünelim, başlangıcından sonuna kadar şu yaşama güçlüğünü niçin çektiğimizi biz biliyor muyuz? Varlığımızı, yokluğumuzu baştan aşağı kuşatan yaratılışın, çözümlenmesi güç sırlarından, hangi birini çözebiliyoruz? Katlanma derecemizi sormaksızın bizi beladan belaya götüren kaderi, İspire; zayıf sırtımızdaki hayat yükünü tramvaya benzetirsek, bizim de o hayvanlardan hiç farkımız kalmaz.
 

 

İETT Nostaljik Tramvay